Prof. Dr. Hayri Şafak Ural'ın Kaleminden Dünya Mantık Günü Bildirisi
VII. Dünya Mantık Günü
(14 Ocak 2025)
14 Ocak 2025 tarihinde VII. Dünya Mantık Günü'nü kutlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
Bu tür anmaların, mantığın tarih boyunca oynadığı rolün bugüne taşınmasına vesile olması ve bu sayede günümüzdeki işlevini yerine getirebilmesi için son derece önemli ve değerli olduğuna inanıyoruz.
Şüphesiz değişik coğrafi bölgelerde yaşayan insanlar farklı tarihsel, ekonomik, sosyal koşullar dolayısıyla birbirlerinden farklı değerlere bağlanabilirler; hatta aynı toplumda yaşayan bireyler bile birbirlerinden farklı düşünebilir, farklı tercihlere sahip olabilir, olayları farklı yorumlayabilirler. Her insan kendine has tercihleri, düşünceleri, duyguları, sevinçleri ve öfkeleriyle birey olur; hatta kişilik kazanır. Bu nokta bireyler arasındaki anlaşmazlıkların da elbette çok önemli bir tetikleyicisidir. Bu temel üzerine inşa edilmiş anlaşmazlıkların bazılarının bir zararı elbette yoktur, hatta yararlı bile olabilir; fakat bazıları son derece olumsuz sonuçlar verebilir, vermektedir de!
Bu ve benzeri durumlarda, özellikle öfkenin, kışkırtmanın, çıkar hesaplarının olduğu yerde kişilerden mantıklı davranmasını beklemek son derece zordur; fakat bu gibi durumlarda mantıklı olmak veya davranmak dışında da bir çözüm bulmak herhalde imkansızdır. Sanıyorum bütün sorun, mantığın nasıl ve ne zaman kullanılacağını bilmektir. Fakat mantığın nasıl ve ne zaman kullanılacağını bilmek için önce mantığın ne olduğunu bilmek kaçınılmazdır. İşte bu noktada mantık eğitimi gündeme gelmektedir.
Mantık denilince ilk akla gelen isim şüphesiz Aristo olacaktır. Yaklaşık ikibin yılı aşkın bir süredir varlığını sürdüren Aristo mantığı bugün de geçerliliğini korumaktadır; ama artık tek olma özelliğini yitirmiştir: bugün çeşitli mantıklardan sözetmek gerekmektedir.
Aristo'nun kurucusu olduğu mantık, önceleri "organon" (yani “araç”) adıyla bilinirdi. Çok sonra bugünkü anlamda "mantık" (yani "logic") adıyla anılsa da bu disiplin bir araç olma özelliğini hep korumuştur. Antikçağ'dan sonra ona hem teorik hem de uygulama alanında en büyük katkı Ortaçağ'da önce Hıristiyan dünyasında fakat özellikle İslam dünyasında yapılmıştır. Bunun sebeplerinden birisi, İslamiyet’in ilk dönemlerinde mantıkçılar ile gramerciler arasında yaşanan tartışmalardır; bu tartışmaların konusu ve amacı, Kuran'ı anlamak için hangisinin daha uygun bir araç olabileceğine yöneliktir. Doğal olarak her iki taraf da, amacına ulaşabilmek için, kendi aracını daha mükemmel hale getirme çabasına girişmiştir.
Mantık çalışmalarında 19.yy'da ortaya çıkan büyük gelişme günümüzde de bütün hızıyla sürmektedir. Mantık artık sadece doğru düşüncenin bir aracı değildir; bilimde ve felsefede, teknolojide ve yapay zeka çalışmalarında da vazgeçilmez bir yere ve öneme sahiptir. Bu çalışmalara yakın zamanlarda ortaya çıkan ve "felsefi terapi" ile "mantık terapi" gibi adlarla anılan uygulamaları da dahil etmek yerinde olacaktır.
Günümüzdeki teknolojik gelişmeler, günlük yaşantımızda özellikle de sağlıkta, ulaşım ve iletişim alanlarında yepyeni olanaklar sağlamış ve köklü değişiklikler yapmıştır; bunların arasında dramatik bir değişim silah sanayinde ortaya çıkmıştır. Bu alandaki gelişmeler ne yazık ki tüm insanlığı tehdit edecek boyuta ulaşmıştır. Teknoloji bir yönüyle günlük yaşantımızı kolaylaştırmış; ama o aynı zamanda öfkenin, nefretin, çıkarların da aleti olmuştur. Bu gibi duyguların olduğu yerde bireylerden olumlu davranış beklemek veya alacağı kararları iyi yönde etkilemek o an için elbette çok zor, belki de imkansızdır. Öfkenin bir ilacı varsa o da öfkelenmemektir; bu olanağa kişiyi götürebilecek tek araç da mantıktır, mantık eğitimidir.
14 Ocak'ın Dünya Mantık Günü olarak kutlanmasını sağlayan değerli meslektaşım Jean-Yves'e sonsuz teşekkürler.
Prof. Dr. Şafak Ural
Topkapı Üniversitesi,
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi,
Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi.
ve
Mantık Derneği Başkanı